11 Mayıs 2012 Cuma

Aytepe yürüyüşü

Uzun geçen kışın ardından günlerde iyice uzamışken en sıklıkla gidilen bir yürüyüş alanı olan Aytepe'ye bir bakalım dedik ve 6 Mayıs pazar günü çıktık yola.

Kocaeli sınırları içinde bulunan Aytepe'ye, İzmit-Yuvacık istikametinden gidiliyor.

Aytepe yürüyüş parkuru en iyi başlangıç parkurlarından biri. Hatta en iyisi bana göre. Yürüyüş kolay ama görsel zenginlik açısından muhteşem. Yürüyüşe araç yolundan başlıyorsunuz. Virajlı yoldan döne döne ve bolca fotoğraf çekerek ve hatta birde kısa bir patikadan az bir yürüyüşle bir mağara ziyaret ederek yürüyüşe devam ediyorsunuz. Yolun sonunda bütün İzmit bölgesinin su ihtiyacının giderildiği su deposuna ulaşıyorsunuz. Biraz mola vererek ihtiyaçlarınızı gideriyor, şömine başında keyifle çayınızı içiyorsunuz ve yola devam ediyorsunuz. Arzu ederseniz bu bölgede bulunan mağaraya da bir göz atabilirsiniz.
Yürüyüşün ikinci bölümü biraz daha düz ama araçların geçme imkanı olmayacak tarzda yol patika karışımı bir güzergahta geçiyor. Karadeniz iklimi ve bitki örtüsünün bütün özelliklerini görüyorsunuz ve çoğu zaman Karadenizde olduğunuz düşüncesi hakim oluyor zihninizde. Orman gülleri ve yeni açmış olan çiçeklerin arasından yaklaşık iki saatlik bir yürüyüşün ardından şelaleye ulaşıyorsunuz. Burada bir yemek molası ve sonrasında tercihe göre yürüyüşü bitirmeyi düşündüğünüz noktaya doğru hareket ediyorsunuz.
Günü soluduğunuz bol oksijen, tazelenmiş ciğerler ve biraz yorulmuş ayaklarla tamamlıyorsunuz.


 Yuvacık barajının kenarından geçerek kahvaltı yapacağımız yere doğru gidiyoruz.
 Karaaslan tesislerinde kahvaltıdayız.
 Başlangıç noktasında son hazırlıklar yapılıyor.
 İlk adımlar
 Arada küçük molalarda bilgi alışverişi de yapılıyor
 Baharın çoşkusu her yerde. Bu çoşku bizimde yüzümüzde güller açtırıyor.
 Cirbin Ali mağarasına giden patiakanın başındayız. Biraz mola verdikten sonra mağaraya bir göz atmaya değer diye düşünüyoruz.
 Mağara yolu biraz daha zorlayıcı ama yeşillikler arasından gitmek ayrı bir keyif.
 Sırayla mağaraya giriyoruz
 Mağaradan sonra biraz daha yürüyerek su deposuna ulaşıyoruz
 Hava sıcak ama yine de şömine başında çay içip dinlenmek bir başka oluyor. :)
 Su deposu bölgesindeki mağaraya da bir göz atıyoruz.
 Yeniden yollardayız. Yürüyüşe başlar başlamaz yağmur başlıyor ama bizi hiç bir şey durduramaz. Yağmurluklarımız yanımızda..
 Neyse ki yağmur kısa bir sağanak şeklinde geçip gidiyor...
 Yemek yiyeceğimiz bölgedeyiz. Fazla zaman kaybetmeden hazırlıklara başlıyoruz
 Mola verdiğimiz bölgedeki şelalenin çağıldayan sesi eşliğinde közde sucuk, biber ve ekmeklerimizle karınlarımızı doyuruyoruz..
 Yemekten sonra kısa bir yürüyüş daha yapıp son noktaya ulaşmayı planlıyoruz.
 Muhteşem manzara sık sık fotoğraf çekmek için bizi durduruyor
 Beşkayalar mevkiinden yolumuza devam ediyoruz
Orman gülleri yeni açmış ve çok güzeller...
 En güzel haliyle mor orman gülü...
 Aslında yürüyüşü bitirmeyi planladığımız köydeyiz ama hızımızı almışken devam ediyoruz
Köyün Çeşmelerinden su ikmalimizi yapıyoruz
 Biraz da patikadan ilerliyelim diyerek köyden uzaklaşıp kestirme yoldan ilerliyoruz
Arada bir patika yoldan ilerlemek güçleşse de
Ulaştığımız çiçek bahçeleri tüm zorluklara değer diye düşünüyoruz

Ve en nihayetinde son noktaya ulaşıyoruz
Karaaslan alabalık tesislerinde biraz soluklanıp günün kritiğini yaptıktan sonra...
Tatlı bir yorgunlukla günü tamamlıyoruz...

Bir daha ki sefere bir başka yollarda, dağlarda ve patikalarda buluşmak üzere...

2 yorum:

Pabuç dedi ki...

İzmit'e komşu olduğum halde bir defa gidip gezmek aklıma gelmedi (şehir merkezi dışındaki mekanları) Bu yaz ilk işim gidip gezmek olacak özellikle Kefken taraflarını çok merak ediyorum...

Kahvaltı resminde midem resmen guruldadı (yazınızı aç karnına okuyordum da)

Köy yoluna bayıldım köy yolları eskiden topraktı şimdi kaldırım taşlarından yapılmış köylere bile siyaset karışmış sanki ;)

Ben orada olsaydım mağaraya asla girmezdim diye de geçirdim içimden,fotograflara bakarken...

Çok güzel fotograflanmış gezilen yerler gidecek olanlar için bilgilendirme olmuş sağolun..

Daha nice yollar aşmanız dileğiyle...

Yaban Adımlar dedi ki...

O kadar haklısınız ki. Burnunun dibindeki güzellikleri fark edemeyen bir millet olmuşuz maalesef. Ülkenin her yanı cennet bahçesi gibi ama değeri bilen insan sayısı da bir o kadar az.
Köy yolu diye bir kavram yok artık bu bölgelerde. Ama evler ve insanlar hala eski köy havasında. Çok fazla gezi güzergahı var birazda onun etkisinden olacak yollar düzeltilmiş ama olsun bir faydası olacaksa ne mutlu. Yeterki oralara giden insanlar o bölgenin değerini bilip katletmesinler. Bizim bu yaptığımız faaliyetler birazda bu güzelliklere sahip çıkmak için.. :)
Mağaraya girmek o kadar ürkütücü gelmesin. İçeride sadece yarasalar var ve belki de bir kaç örümcek. Zararsız türünden :)Oralara kadar gitmişken "neden olmasın" dersiniz emin olun..
Güzel dilekleriniz için çok teşekkürler, saygılar... :)